dinsdag 7 februari 2012

Sadece, gitme.

Susarak geçirdiğin her saniye seni benden daha da uzaklaştırıyor. Susarak uzaklaşıyorsun. Sen sustukça etrafın sisi çoğalıyor. Yokluğuna bulanıyor sokaklar, duvarlardan silikleşiyor varlığın. Sen sustukça kırılıyoruz. Parçalandığımız yanlarımızdan etrafa dökülüyoruz. Sustukça yanıltıyorsun yüreğinde ki sevdayı, seviyorsun, seviyorum ama konuşamıyoruz. Çünkü sen sustukça beni de susturuyorsun. Ben sustukça yabancılaşıyorsun benliğime, her bir yanımızdan yaralanıyoruz. Yalnızlaşıyoruz. Ayrılık şarkıları cızırdıyor koridorda, vedaların, sonların sesleri yükseliyor. Sustur sevgilim, sustur hepsini. Uyanmak istemiyorum rüyalarından. Bizi rüyamızdan uyandırma. Konuş, konuş ve bizi bize geri getir. Seni koridora çeken kollara karşı direnişli ol. İzin verme seni benden, beni de senden almalarına. Susma sevgilim. Sen sustukça güçsüzleşiyor bedenim. Ellerimi tut ve bütünleşelim artık. Mesafelerimize baktığın yönü bana çevir.  Bitme sevgilim, diktiğin yaralarımın iplerini söküp uzaklaşma kanayan yanlarımdan. Gözyaşlarımın yanaklarımı ıslatmasına izin verme, öp beni sevdamızdan. İnsanların yüzleri kirletmesin kaderimi, temizlediğin yüzleri kirletip kaderimi yozlaştırma. Kirlenmek için çok geç, gidersen bu dağınıklıkların içinde yanarım. Yakar beni gidişin. Gözlerimin içine bakarak gidişinde yanacak olan ateşin yanmasına izin verme. Susma, gitme. Babamın açtığı yaralarıma zehir dökme.
Sende beni (yarım) bırakma sevgilim.

Geen opmerkingen:

Een reactie posten